Gıda İntolerans Testleri

Han Cafe, Cide - 2014 - Dr. Şafak Metekoğlu

Bugünlerde bir çok kişiden “Diyetteyim, buğday alerjim, süt alerjim var.”  cümlelerini sık duyar olduk. Peki bu kişiler gerçekten bu gıdalara alerjik mi?, yoksa bu gıdalara karşı toleransları mı yok?, bu gıdaları hiç  mi tüketmemeliler?, eğer bu gıdaları tüketmezlerse, bu gıdaların sorumlu olduğu rahatsızlıkları gerçekten geçer mi ? ve bu gıdaları gerçekten ömür boyu tüketmemeleri gerekiyor mu?

Son yıllarda bir çok kişi gıda intolerans testi yaptırıp, kendisinin toleransız olduğu gıdaları saptayarak ve sonrasında bu gıdaları diyetten çıkartarak, bir takım rahatsızlıklarından kurtulabileceklerini düşünmektedir.

Gıda intolerans testi yapılırken parmak ucundan  bir miktar kan alınır, sonrasında kişinin hangi gıda veya gıdalara karşı intoleransı olduğunu  saptanır ve testin sonucuna göre uygulaması gereken beslenme planı oluşturulur. Testi yapan firmalar gıda intoleransının, sivilce ve ağız yaraları gibi cilt problemlerine, kronik yorgunluk, uyku bozukluğu, baş ağrısı ve depresyona, gaz, şişkinlik, kabızlık, ishal, mide krampları, karın ağrıları, Crohn Hastalığı ve irritabl bağırsak sendromu gibi mide ve bağırsak hastalıklarına, kronik farenjit, saman nezlesi ve astım gibi solunum yolu hastalıklarına, romatizma, migren, ödem gibi nedeni bilinmeyen hastalıklara ve çağımızın sorunu şişmanlığa neden olduğunu ve bu gıdaların diyetten çıkartılması ile bu hastalıkların rahatlayacağını iddia etmektedirler.

Yapılan bir araştırmada, Amerika’da yaşayan insanların üçte birinin kendilerinde gıda alerjisinin mevcut olduğunu düşündükleri saptanmışken;  gerçekten gıda alerjisi olanların oranı ise çocuklar için % 5, ergen ve erişkinler için % 4’tür.

Acaba bu kişiler neden gıda alerjileri olmadığı halde, olduğunu düşünüyorlar? Uzmanlar, insanların bir bölümünün gıda intoleransı ve gıda alerjisini karıştırmasının bun neden olduğunu düşünmelteler.

İnsanlar genellikle bir gıdayı yedikten sonra kötü hissettiklerinde bunun genellikle gıda alerjisi olduğunu sanıyorlar ve bu gıdayı diyetten çıkarttıklarında da bir takım lezzetli veya  besleyici gıdalardan uzak kalabiliyorlar. Oysa bu reaksiyonların bir bölümü gıda intoleransı.

Bu konuyu derinliğine inceleyebilmek için gıda intoleransı ve gıda alerji kavramlarının ne olduğunu bilmekte fayda var.

Gıda alerjisinde vücudun bağışıklık sistemi yenilen gıdalara karşı IgE tipi savunma antikorları geliştirerek,  anormal bir reaksiyona neden olur. Gıda alerjileri aniden (dakikalar ve saatler içinde) gelişir ve kaşıntı, kurdeşen, nefes darlığı , hırıltı ve ölüm gibi ciddi bulgulara neden olabilir. Bununla birlikte, bazı insanlar bazı gıdaları aldıktan sonra vücutları antikor geliştirmediği halde rahatsızlık hissederler. Bu rahatsızlıklar IgE dışı hipersensivite (aşırı duyarlılık) durumları veya gıda intoleransı olarak bilinir.

Gıda intoleransı gıda alerjilerinden daha sık görülür. İntoleransın bulgularının başlaması genellikle daha yavaştır, genellikle gıdanın alınmasından saatler sonra başlar. Hatta şikayetlerin ertesi gün veya daha uzun süre sonra başlaması bile görülebilir. Bir kaç gıda veya gıda grubuna intolerans nadir bir surum değildir ve gıda intoleransının bir takım kronik hastalıkların sebebi olup olmadığını söyleyebilmek her zaman kolay değildir.

Alerjik durumlarda gıdanın çok az miktarda alınması alerjiyi tetiklediğinden, hastalar gıdanın çok az miktarını bile yemeyi tolere edemezler. Bu da tanıyı kolay koydurur. Ayrıca kan testleri ile o gıdaya karşı IgE tipi antikorlar saptanınca tanı kesinleşir. Fakat gıda intoleransında genellikle kişiler az miktarda gıdayı tolere edebilirlerken, çok miktarda alındığında vücut bu gıdayı tolere edemez.

Gıda intoleransı ile karışabilen diğer iki durumda gıda duyarlılığı ve gıda zehirlenmesidir. Gıda duyarlılığında bazı gıdalara karşı kişiler, asit reflü, kusma, karın krampları gibi bir takım istenmeyen reaksiyonlar gösterebilirler. Bu reaksiyonlar bağışıklık sistemi vasıtası ile gelişmezler.

Gıda zehirlenmesi ise gıdaların bakteriler ile kontamine olması sonucu gelişir. Gıdanın alımından 24-48 saat kusma, ishal ve karın ağrısı bulguları geriler.

Gıda intoleransının bulguları kişiden kişiye değişir. Halsizlik, eklem ağrıları, göz altı morluğu, gece terlemesi, ishal ve kusma, şişkinlik, irritabl barsak sendromu, kızarıklık, egzema gibi bulgular görülebilir.

Gıda intoleransına bebeklik döneminde en çok inek sütü, sonra soya sütü neden olur.

Gıda intoleransının çeşitli nedenleri vardır:

1. Enzim eksiklikleri:

Enzimler gıdalar içinde bulunan temel yapı taşlarını ayırmayı sağlayan doğal maddelerdir. Eğer bu enzimler eksikse veya hiç yok ise, bu gıdaların parçalanamaması, vücutta rahatsızlığa yol açar.

Örneğin laktoz intoleransında süt şekerini (laktoz) parçalayan laktaz enzimi vücutta eksik olduğundan, şeker bağırsaklardan emilebilecek küçük parçalara ayrılamaz ve karın ağrısı, şişkinlik, ishal gibi bulgulara neden olur. Şaşırtıcı ki, aynı bulgular süt alerjisinde de görülür. Bu nedenle intolerans ve alerjiyi ayırmak her zaman kolay olmayabilir

2. Farmakolojik intolerans:

Kahvedeki kafein, çay, çikolata veya peynirdeki aminler gibi bazı kimyasallar, vücudu etkileyerek intoleransa neden olabilirler. Gıdalarda bulunan bu maddelere bazı kişiler daha duyarlıdırlar, diğer kişiler de ise aşırı miktarda yemedikçe intolerans bulguları gelişmez.

3. Toksik intolerans:

Bazı gıdalar kusma ve ishale neden olan toksik maddeler ihtiva ederler. Örneğin pişmemiş nohut bu semptomlara neden olan aflotoksinleri içerirler. Nohut pişirildiğinde bu toksinler ortadan kalkarlar.

4. Yiyeceklerdeki histamin:

Bazı gıdalar doğal olarak histamin içerirler veya zaman içinde histamin üretirler (Taze olmayan veya uygun depo edilmemiş balıklar) Bu tip gıdaları tüketen kişilerde tipik deri döküntüleri, karın ağrıları, ishal ve kusma görülür.

5. Yiyeceklerdeki sailisilatlar:

Bir çok gıda salisilat içerir. Bu tip gıdaları alan bir çok kişide reaksiyon gelişmezken, bazı kişiler bu gıdaları fazla tükettiklerinde rahatsızlık yaşarlar. Genellikle düşük yada orta seviyede salisilat içeren gıdalar iyi tolere edilirken; yüksek seviyede salisilat içerenlerden kaçınmak gerekir. Meyve ve sebzeler salisilik asidin doğal kaynaklarıdır, meyveler çok miktarda salisilata sahiptirler, özellikle çilek, kiraz gibi meyveler. Bazı ot ve baharatlar oldukça yüksek miktarda salisalata sahiptir, ve et, kümes hayvanları, balık, yumurta ve süt ürünlerde az veya hiç yoktur. Baklagiller, tohumlar, kabuklu yemişler ve tahıllardan sadece badem, kestane ve yer fıstığında belirgin miktarda salisilat bulunur. Aşağıdaki tablo salisilat içeren gıda örneklerini vermektedir.

 

 

Gıdalarda Salisilat Miktarı

Miktar

Bitkiler

Meyveler

Kabuklu Yemişler ve Tohumlar

Baharatlar

Yüksek 
(0.5 – 1 mg)

Yonca
Brokoli 
Salatalık 
Ezilmiş fasülye
Ispanak 
Tatlı patates

Elma 
Avokado 
Kiraz 
Kırmızı üzüm 
Taze mandalina

Çam fıstığı 
Antep fıstığı 

 

Çok yüksek 
(>1 mg)

Mantar 
Yeşil biber 
Zeytin 
Mantar 
Domates 
Kırmızı turp 
Hindibada

Kayısı 
Böğürtlen 
Kavun 
Kuru üzüm 
Çilek

Badem 
Yer fıstığı 
Kestane

Kimyon 
Dere otu 
Fare kulağı 
Acı kırmızı biber 
Biberiye 
Kekik 
Zerdeçal 
Hardal

Katkı maddeleri:
Doğal veya yapay katkı maddeleri gıdalara renk vermek, korumak veya işlemek için katılırlar. Bazı kişilerde bu maddeler karşı toleranssızlık gösterebilirler.

Gıda intoleransı nasıl tanınır?

Doğru ve detaylı bir şekilde yenilen yemeklerin ve şikayetlerin yazıldığı bir günlük, ,probleme neden olan gıdanın saptanmasında faydalı olabilir. Çöliak hastalığı ve laktoz intoleransı dışında gıda intoleransını gösterebilecek güvenilir ve onaylanmış bir test maalesef yoktur.

Gıdanın alımından sonra bulguların başlaması arasındaki süre bir çok faktöre bağlı olarak değişir. Eğer gıda nadiren tüketiliyor ise, bulguların başlangıcı ani olabilir veya bir kaç saate uzayabilir. Eğer gıda devamlı alınıyor ise, bulgular devamlı olduğundan bu ilişkiyi saptamak zor olabilir.

Gıda alerjisinde rahatsızlıkların çeşitliliği önceden kestirilebilir. Fakat gıda intoleransında  çok çeşitli şikayetler görülebilir ve bu şikayetler spesifik olmayıp, bir çok hastalıkta da görülebildiğinden, tanı konusunda şüphe yaratabilirler. Bu nedenle ayrıntılı diyet günlüğü tutulması gerçekten çok önemlidir.

Diyetten sorumlu gıdaları çıkartılması ve yeniden eklenmesi
Sorumlu olduğu düşünülen gıda eğer şikayetler gerilerse, bir müddet diyetten çıkarılır. Gıdanın diyetten çıkarılma süreci 2- 6 hafta sürer. Bu sırada benzer besleyici özelliği olan gıdalar diyete alınır. Bu işlemin diyetisyen gözleminde yapılması gerekir. Daha sonra şüpheli gıda yeniden diyete alınarak, bu gıdanın vücutta reaksiyon yapıp yapmadığı gözlenir. Bu uygulama oldukça zordur ve sabır gerektirir. Kısıtlama döneminde diyete % 100 uyulmalı, eğer bir hata yapılırsa diyete yeniden başlanmalıdır.

İntoleransa sebep olan gıda haftalar veya aylar sonra yeniden tüketildiğinde vücutta bazen reaksiyon oluşturmayabilir. Bu durum tolerans olarak adlandırılır. Eğer bu gıda çok büyük miktarda ve oldukça sık örneğin her gün alınmazsa sıklıkla bulgular tekrar etmez.

Gıda intoleransını saptamak için bir çok laboratuvar gıdalara karşı gelişen  IgG veya IgG alt grup antikorlarını  saptamaktadır (örneğin york testi, cambridge testi), fakat  bu testlerin gıda intoleransını saptamadaki güvenirlilikleri onaylanmadığından tavsiye de edilmemektedir.

Herkese uyarı: Bilimselliği onaylanmamış testlere güvenmek yerine, gıda intoleransınız olduğunu düşünüyorsanız lütfen hekiminiz başvurun ve de önerilerine sadık kalın.

Geri Dön