Yoga ve Sağlık

24 yıldır cilt hastalıkları hekimi olarak çalışıyorum. Zaman zaman kronik cilt hastalıkları olan hastaları ve onların hastalıklarını tedavi ederken zorlandığım, özellikle de onların psikolojik yaşamları ile empati kurduğumda etkilendiğim günler oldu. Kendimde veya ailemde olan sağlık problemleri veya hastalarla yaşadığım tecrübeler, hastaları sadece tedavi etmekle hastalıklarla mücadele edilemeyeceğini derinlemesine algılamama sebep oldu.

Hastalıkları sadece iyileştirmeye çalışmak, her yıl bir nehirde olan sel baskınının yalnızca hasarlarını onarıp, nehir yatağı ve etrafının betonlaşmasını, yapılaşmasını engellemeden, her yıl yeniden sel olmayacakmış gibi davranmaya benziyordu. İşte yoga bu düşüncelere yoğunlaştığım, kendimi ve çevremi sağlıklı kılma kararım ile birlikte, 6 yıl önce çok uzun bir süreçte yavaş, sakin ve dengeli bir şekilde yaşamıma nüfus etti. Şu an ise 2 ay önce yoga eğitmenlik eğitimimi tamamlayarak derin yoga felsefesini yaşamıma yaymak için bir adım daha attım.

“Bu süreç nasıl başladı? " derseniz, anlatmaya başlayayım. Önce biraz beslenmeme dikkat etmeye, gereksiz temizlik malzemeleri kullanmamaya, kullandıklarımın doğal olmasına özen göstermeye, gerektiği kadar kozmetik ürün kullanmaya, sağlıklı kumaştan kıyafetler giymeye, deri ayakkabı tercih etmeye, hastalarıma ve çevreme de bunları tavsiye başlamakla başladı her şey.

Modern hayatta masa başında atıl bir şekilde çalıştığımızdan sporu da alışkanlık haline getirmem lazımdı. Tabi ki bu süreç de hiç kolay olmadı. Diş fırçalamayan birinin diş fırçalamayı erişkin yaşta hayatına geçirmesi ne kadar zor ise düzenli spor yapmaya çalışmak da o kadar zordu.
Sporu sevebilmek alışkanlık haline getirmek için neler denemedim neler. Taibox, spinning, step, aerobik, aletli jimnastik, yüzme, pilates vs. Neredeyse denemediğim salon sporu kalmamıştı.

Hatırladıklarım:
-Bisikleti daha hızlı sürebilmek, yürüme bandında daha hızlı koşabilmek ve daha ve dahası için gürültülü müzikli spor salonları
-Spor salonuna bir yıl üye olan yüzlerce kişiye rağmen, sıklıkla sıkılıp üyeliğine rağmen salona gelemeyen hızla değişen insan yüzleri
-İş hayatındaki gibi rekabetçi ve hırslı yüz ifadeleri
-Kilo vermek için bahar aylarında artan bayan müşteri sayısı
-İşkence aletine bağlanır gibi, faydalı olduğu iddia edilen muhtelif aletlere beni bağlayıp her hafta ağırlıkları arttırmak isteyen hocalar vs.

Her şey üzerime gelmesine rağmen, 5 yıl boyunca bu spor salonlarına gitmekten vazgeçemedim. Bir takım ayrıntılar hoşuma gitmemesine, spor salonuna sürünerek gitmem rağmen, spor bittiğinde her şey değişiyordu. Kanıma yavaş yavaş salınan endorfin, benim spor sonrası daha mutlu, daha sağlıklı hissetmeme neden oluyordu. 7 yıl önce diş hekimi arkadaşım Hüseyin bana Türkiye’de yeni yayınlanmaya başlayan bir yoga dergisi hediye etti. Kendisi bu dergideki çeşitli yoga pozlarını kendi kendine uyguladığını ve oldukça fayda gördüğünü bana söyledi ve benim de yoga yapmamı tavsiye etti. Ben de tavsiyesine uyup bir yoga stüdyosuna kaydoldum. Ona gerçekten minnettarım. Çünkü daha önce yoga hakkında bir fikrim olmadığı halde yogaya karşı bir ön yargıya sahiptim, fakat hayatım yoga ile evrildi ve gitgide insan olmanın gerçek potansiyelini sezinlemeye başladım.

Konu başlığını okuyup buraya kadar takip eden okurlar sanırım “Yoga nedir ve sağlıkla ilişkisi nedir?” sorusunun cevabını merak ediyorlardır. Yoga bedeni ve zihni her koşulda sağlıklı ve huzurlu tutmaya çalışan bir öğretidir. Bu yola ulaşmanın binlerce yıldır uygulanan birçok geleneksel yolu vardır. Bu yoga haline nefes ve vücut aracılığıyla ulaşma yolu Hatha yoga olarak tanımlanır. Batıda modern hayatın içine entegre olmuş olan ve en bilinen yoga şekli de Hatha yogadır.

Hatha yogaile önce eklemler, sonra kas, sinir sistemi, kan akışı, sindirim ve boşaltım sistemi açılır ve rahatlatılır. Daha sonra doğru nefes almak vermek öğretilir. Yogada yapılan her bir hareket veya poz aslında hayattaki bir durum veya koşulu temsil eder.

Nefes vücudumuzun istemsiz çalışması içinde (örneğin kalbimizin, dolaşım sistemimizin, sindirimin bizim farkındalığımız dışında çalışması gibi) bizim en kolay fark edebileceğimiz ve kontrol altına alabileceğimiz eylemdir. Yaşanan anın en net ispatıdır. Yoga yaparken her yoga pozu içinde doğru nefes alıp vermeye çalışılarak, nefes vasıtasıyla, her durumda aynı dingin ve dengeli sonucun alınması hedeflenir. Beden her pozda aynı huzur ve denge içinde kalmayı öğrenildikten sonra, sıra hayattaki her türlü iyi veya kötü fiziki veya psikolojik koşulda da aynı dinginlik, huzur ve sağlık içinde kalmaya gelir. Hatha yoga yaparak, sindirim dolaşım düzenlenir, uyku kalitesi artar, vücut dinlenir. Dolayısıyla kişi daha sağlıklı ve huzurlu olur.

Hatha yogada omurga çok önemlidir ve omurganın etrafındaki kasların güçlendirilmesi ve esnetilmesi hedeflenir. Hepimiz modern hayatın, teknolojik gelişmelerin bizi geliştirdiğini düşünüyoruz, ben ise bazen tersini düşünmekten kendimi alamıyorum. Bu düşüncemin biyolojik ispatının ise “Evrim ve omurga”ilişkisinde gizili olduğuna inanıyorum.

İnsan evrim ile hayvandan farklılaştıkça omurgası dikleşti, yürüdü, değişti, fark etti, keşfetti, değişti, değiştirdi ve sanayi devrimine kadar ulaştı. Sanayi devrimi ile birlikte teknolojinin tüm olanaklarından yararlanan insan şimdi masa başında konforlu bir şekilde çalışıyor. Ama omurgası eğri, omuzları çökük, başı öne eğik. Sadece sırt boyun ağrılarından müzdarip değil, muhtemelen yoğun stresli modern yaşamın getirdiği dengesizlikler yüzünden (doğal olmayan sağlıksız gıdalar, hava kirliliği vs) kalp hastalıkları, kanser, alerji ve depresyon gibi birçok nedeni bilinmeyen hastalıkla mücadele etmek zorunda kalıyor.

Omurga insanoğlunun bugünkü durumunu betimleyen bir simge sadece. Yıllarca öncesinden tecrübelerle bize aktarılan yoga bilimi ile omurgasını dikleştirip, omuzlarını açan, başını dikleştirip “Dünyamıza neler oluyor?” diyebilen,  içsel ve dışsal farkındalığı ile yoğun sezgileri gelişen insanlar, belki de dünyayı ve insan oğlunu daha huzurlu ve sağlıklı bir geleceğe taşıyabilecek.

Dileyen herkese bol yogalı günler :)

 

Geri Dön