Dermokozmetik Nedir?

Dermokozmetikler… Son yıllarda cilt bakımı söz konusu olduğunda sıkça gündeme gelen bir yeni kavram. İlk olarak, 1989 yılında, “MD formulations” adlı firma, Amerika’daki laboratuarlarında, “dermokozmetik” üretimine başlıyor. Günümüze kadar da, bir çok firma bunu izleyerek, yeni üretim süreçlerine giriyor ve şu anda tüm eczane raflarında, en az 1-2 adet dermokozmetik ürün görmek veya satın almak mümkün…

Halen Amerika ve Avrupa dahil bir çok ülkede yasal tanımlaması net olmayan dermokozmetikler genel olarak “ İstenilen kozmetik sonuca, gösterdikleri fizyolojik etki ile ulaşan; deri,  saç ve tırnak gibi oluşumların yapı ve fonksiyonlarını olumlu yönde etkileyen; biyolojik aktivitesi olan veya olduğu iddia edilen madde ve ürünler” olarak tanımlanabilir. 

Genel olarak Amerika'da kozmesötik, Avrupa'da dermokozmetik, Japonya'da ise ilaç benzerleri olarak adlandırılmaktadırlar. İlk başlarda alfa hidroksi asitler (AHA), antioksidanlar, vitaminler, seramitler, proteinler, bitkisel ekstreler, güneş koruyucular gibi sınırlı ürün grubu dermokozmetik sayılırken; günümüzde kepek ürünleri, deodorantlar, tüy dökücü ve azaltıcılar, saç dökülmesi ürünleri gibi bir çok ürün dermokozmetik ürün kabul edilmektedir. Dermokozmetikler, ABD ve bazı Avrupa ülkelerinde  OTC (over- the- counter / tezgah üstü reçetesiz satılan ilaç) kategorisinde sınıflandırılmaktadır ve bu konunun uzmanlarına göre, dermatoloji ilaçlarının ve kozmetik ürünlerinin özelliklerini kısmen içinde barındıran ürünler olarak değerlendirilmektedirler.   

Dermokozmetikler; aşağıda sol sütunda sıralanan temel etkilere sahiptirler ve bu etkiye sahip örnek dermokozmetik ürünler de sağda sıralanmıştır. Genellikle ideal bir dermokozmetik; bu etkilerden mümkün olan en fazlasını birden aynı üründe içerir. Çünkü tüketiciler bu etkilerden bir çoğuna ihtiyaç duyarken; birden fazla ürünü de bir arada kullanmak istemezler. 

Etki mekanizması

Örnek dermokozmetik

Reseptör ( hücrelerdeki algılayıcılar )

Retinoidler

Bariyer fonksiyonunun arttırılması

Nemlendiriciler ( vazelin, silikon, parafin, gliserin )

Eksfoliasyonun ( derinin ölü hücrelerinin atılımı ) hızlandırılması

Alfa ve beta hidroksi asitler

İnflamasyonun  ( yangı ) azaltılması

Yeşil çay ve benzeri bitki ekstreleri

Oksidasyonun baskılanması

Antioksidanlar ve vitaminler

Hücre yenilenmesi

Proteinler, peptidler

Hücresel mesaj iletiminin sağlanması

Pentapeptidler

Hücresel iletişimin sağlanması

Hekzapeptidler

Pigmentasyonun ( deri renginin ) düzenlenmesi

Glikolik asit, kojik asit, hidrokinon v.b.

Güneşten korunmanın sağlanması

Doğal ve sentetik güneş filtreleri

Dermokozmetikler kozmetiklerden biraz farklı olarak, derinin daha derin tabakaları tarafından emilerek, derin katmanlara da etki ederler. Dolayısıyla, cildi olası problemlerden korumak ve zaten varolan hasarları düzeltmek amacı ile kullanılırlar.  Kozmetiklerden bir diğer farkları da, deriye uygulandıktan sonra uzun bir süre etkinliklerini sürdürmeye devam etmeleridir.  

“Dermokozmetik” etiketini alabilmek için firmaların ürünleri, aynen ilaçlar gibi bir çok laboratuar testlerinden geçer ve etkinlikleri, yan etkileri, toksisiteleri ( zararlı etkileri ), stabiliteleri ayrıntılı bir şekilde  incelenir. Ancak, piyasada dermokozmetik olmadığı halde kendisine öyle bir görünüm vermeye çalışan kozmetikler olduğu gibi, dermokozmetik olup da bunu beyan etmeyen marka ve ürünler mevcut. Tüm bunlar firmaların pazarlama-satış prosedür ve taktikleri ile ilgilidir. Bazı kozmetik ürünler ise, dermokozmetik olmadıkları halde, dermokozmetik sanını almak oldukça masraflı ve uzun bir süreç gerektirdiğinden, kozmetik sınıfında kalmayı tercih edebilmektedirler.

Kozmetik-dermokozmetik pazarındaki bu anarşik durum, biz tüketicilerin seçim yapmasını zorlaştırıyor. Bir çok konuda olduğu gibi, bilinçli olarak seçim yapmak önemli…İlk olarak, her bireyin aynı ürün, aynı marka, aynı etken maddeye uyum göstermesi ve sonuç alması imkansızdır. Dolayısıyla, biz de kararlarımızı bireysel imkanlarımız, sorunlarımız ve ihtiyaçlarımız doğrultusunda vermeliyiz. Mesela, egzemalı, rozaseli (gül hastalığı) veya hassas bir cilde sahipsek ürün seçimi konusunda çok daha titiz davranmalı, hatta uzmanlardan yardım almalıyız. Çok kuru, yaşlı ve yıpranmış bir cilde sahipsek,  derimizin toparlanması için derin tabakalara da etkili “dermokozmetikler” den faydalanmak akılcı bir yaklaşım olur. Anlık reklam ve trendlere kapılmamak, memnun kalınan bir ürün varsa mümkün olduğunca çok sık değiştirmemek gerekir. 

Her ne kadar biz Türkiye’ de “dermokozmetik” terimi üzerinde yeni yeni yoğunlaşıyorsak da, Fransa’da “conseillere en dermocosmetique” ( dermokozmetik danışmanlığı ) adı altında bir meslek grubu bile mevcut. Bunlar satış reyonlarında, dermokozmetik almak isteyen müşterilerle ilgileniyorlar, onların ihtiyaçlarını belirlemelerine yardımcı oluyorlar, seçebilecekleri ürünler hakkında bilgi veriyorlar, mağaza veya marketin stoklarını kontrol ediyor ve röprezantanlarla görüşmeler yapıyorlar.

Ülkemizde dermokozmetik ürünler sadece eczanelerde, son zamanlarda da online satış yapan sitelerde satılmaktadır. Ama bu ürünler konusunda uzmanlık eğitimi alıp, Fransa'daki gibi dermokozmetik danışmanlığı yapan kişiler bulunmamaktadır. Bu konudaki satışlar ve öneriler eczacılar ve güzellik uzmanları tarafından yapılmaktadır. Fakat dermokozmetikler daha evvelden de bahsedildiği gibi kozmetik ve ilaçlar arasında yer alan ürün grubudur. Bu ürünler bazı deri hastalıklarının  tedavisinde; destek verici, koruyucu veya direkt tedavi edici olarak, dermatologlar ( dermatoloji uzmanı = cilt hastalıkları uzmanı ) tarafından önerilmelidirler. Koruyucu olarak kullanıldıklarında bile; bu ürünlerin bir takım yan etkileri olabilir. Bu yan etkiler çeşitli alerjik ve tahriş reaksiyonları olabildiği gibi; siyah nokta ve sivilce gibi yan etkiler de görülebilir. Dolayısı ile herhangi bir dermokozmetik ürün almadan önce, özellikle cildinde egzema, hassasiyet, kızarıklık, gül hastalığı, sivilce gibi hastalıkları olanlar muhakkak bir dermatoloji uzmanına muayene olmalı ve hatta cildinde her hangi bir sorun olmadığı halde genç kalmak isteyenler, yaşlanmanın etkilerini azaltmak ve tedavi etmek isteyenler de dermatologlara danışmalıdır. 

Tüm bunların yanında, güzelliğin sonu olmadığı gibi, bunun için üretilen ürünlerin de sonu gelmiyor. Son zamanlarda ortaya çıkan “phyto-dermokozmetikler” grubu ile;  organik ve dermokozmetik ürünlerin özellikleri birleştirilerek, cilt bakımı için daha sağlıklı çözümler sunulmaya çalışıyor. İleriki on yılda bu tip dermokozmetiklerin de raflardaki yeri son yıllara oranla artacağa benziyor.

Geri Dön