Karboksiterapi ile estetik uygulamalar

Karboksiterapi ile estetik uygulamalar


Karboksiterapi uygulamasında kulanılan karbondioksit vücudumuzda devamlı bulunan bir gazdır. Biz havadaki oksijeni soluyarak alır ve karbondioksit olarak dış ortama veririz. Bitkiler ise karbondioksiti soluyup, oksijen olarak olarak dışarı verirler. Karbondioksit vücuttaki dolaşım bozukluğunun bir belirtecidir. Vücuttaki bütün hücreler fonksiyonlarını sürdürürken CO2 üretirler. Akciğerlerimiz vasıtası ile oksijen solunur; bu oksijen kandaki kırmızı kan hücreleri ile tüm dokulardaki hücrelere ulaştırılır; hücreler çalıştıkça yoğun karbondioksit üretimi gerçekleşir ve ortaya çıkan CO2 yine solunum yolu ile dışarı atılır. 

Karboksiterapi nedir?

Karboksiterapi ilk kez Fransa’ da 1932 yılında atardamarlarında tıkanma olan hastaların tedavisinde kullanılmıştır. Son yıllarda ise, tüm dünyada hızla yaygınlaşmaya başlayan bir cilt yenileme yöntemidir. Deri kırışıklıkları ve sarkmaları, selülit ve deri çatlaklarının tedavisinde kullanılır. Adından da anlaşıldığı üzere, tedavide küçük miktarlarda karbondioksit gazı deri altına enjekte edilerek, kan dolaşımının arttırılması, yağ depolarının parçalanması ve kollajen üretiminin uyarılması sağlanır. Tedavi seansı 15 dakika ile 1 saat arasında değişir.

Derideki çatlaklar, yara izleri, selülit ve kırışıklıklardan kurtulmak isteyip cerrahi girişimlerin yan etkilerinden korkan bir çok kişi; günümüzde aslında daha az bilgi sahibi olunan karboksiterapi gibi yöntemleri tercih etmektedir. Bir çok estetik uygulamada olduğu gibi karboksiterapinin etkinliği konusunda da farklı fikirler vardır. Karbondioksit gazı içeren maden sularında yapılan banyonun sağlığa faydaları yıllardır bilinmektedir. Örneğin bazı kalp damar hastalıkları ve hipertansiyonun tedavisinde, bu banyolar pozitif katkı sağlarlar. Karbondioksitin vücuda olan pozitif etkileri, az sayıda olsa da birkaç bilimsel çalışmada gösterilmiştir. Örneğin maden sularının içinde bulunan vücut bölümlerinde kan dolaşımını düzeldiği kanıtlanmıştır.

Karboksiterapinin selülit ve skar tedavisindeki etkinliği üzerine yeterince bilimsel delil yoktur. Uygulayan hekimler bu yöntemin derideki kan dolaşımını uyararak, liposuction yöntemine göre oldukça az hasarla benzer etki gösterdiğini iddia etmektedirler. Maalesef karboksiterapi ile ilgili geniş kapsamlı ve uzun süreli bilimsel araştırmalar yapılmamıştır.

Karboksiterapi nasıl etkili olur? 


Maksimum etkinliğe ulaşmak için bir kaç seans gereklidir. Tedavi kesildiğinde selülit bulguları geri döneceğinden yılda bir kaç kez tedavi tekrarına ihtiyaç olabilir.

Yaşlanan deride kılcal damarlardaki oksijen oranı azaldığından, hücrelerin yenilenme yeteneği azalır; derideki kollajen de azaldığından cildin elastikitesi bozulur. 30 yaşındaki bir kişide derideki oksijen oranı % 25 azalırken, 40 yaşındaki bir kişide azalma % 50 oranındadır. Oksijensiz kalan deri yaşlanmaya, sivilcelenmeye ve tahriş olmaya eğilim gösterir.

Karboksiterapide deri altına CO2 enjekte edildiğinden, vücut bu durumu oksijen kaybı şeklinde algılar; kan dolaşımı uyarılır ve VEGF (vascular endothelial growth factor) gibi büyüme faktörlerinin salgılanması ile yeni damar oluşumu tetiklenir. Oksijen ve besleyici maddelerin tedavi alanında artan konsantrasyonu, hücre yenilenmesini uyarır. Artan oksijen konsantrasyonu tedavi edilen alanda su tutulması ve ödemi de azaltır. Deride artan kan dolaşımı, kollajen üretimini uyarır; böylece ince kırışıklıklar, çatlaklar ve göz altı morlukları iyileşir. Kollajenin daha kaliteli bir şekilde üretilmesi, bir kaç ay sonra deride gerginlik yaratır. Göz etrafı ve çene altındaki sarkmalar da karboksiterapi ile iyileşir. Karboksiterapinin yağ hücrelerini de harap ettiği düşünülmektedir…

Karboksiterapi ile hangi bölgeler ve problemler tedavi edilebilir?

Göz altı koyulukları 
Göz altı torbaları
Göz etrafındaki kaz ayağı çizgileri
Göz kapağı düşüklüğü
Kaş düşüklüğü
Cilt kırışıklıkları
Dudak etrafı kırışıklıkları
Çene altındaki sarkmalar
Boyun kırışıklıkları
Dekolte bölgesi kırışıklıkları
Sivilce izleri
Yüz germe ameliyatlarından önce yara iyileşmesi ve dolaşımın güçlendirilmesi 
Bölgesel şişmanlık
Selülit
Cilt çatlakları

Karboksiterapi yan etkileri nelerdir?


Karboksiterapi 2- 4 hafta ara ile, ortalama 30 dakikalık, 4 – 6 seans halinde uygulanır. Yılda bir kez de tekrarı önerilir. Tedavi esnasında hafif bir zonklama veya basınç hissi olur. Tedavi öncesi gazın ısıtılması ağrı hissini azaltır. Bu hafif rahatsızlık hissi bir kaç dakika devam eder. Karbondioksit oksijene oranla 20 kat daha fazla çözünebilir olduğundan, kolay ve hızlı bir şekilde enjekte edildiği doku tarafından emilir. Dokudaki emilim 5 dakikada tamamlanır ve oksijenlenen deride kızarıklık oluşur.

İşlem sonrası ağrı olmaz, yalnız gaz emilene kadar deri altında batma hissedilir. Tedaviden sonra cilt 4 saat suya sokulmamalıdır. Eğer iğne damar içine girilirse, özellikle kol ve bacaklarda morarma oluşabilir. Morarma görülme oranı % 2′ dir. İşlem sonrasında hastalar hemen günlük yaşamına dönebilir.

Öldürücü CO2 baloncukları: CO2 enjekte eden iğnenin kan damarlarına CO2 enjekte etmesi kalpte ritm bozuklukları gibi ciddi riskler oluşturabilir. Göz damarlarına enjekte edilirse körlüğe bile neden olabilir.

Bunların yanında, CO2 gazının damar tıkayıcı özelliği yoktur. Avrupa’ da karboksiterapi bugüne kadar 30.000 den fazla kişiye herhangi bir yan etki gelişmeden uygulanmıştır. Ayrıca laporoskopik işlemlerde, binlerce hastanın karın içine CO2 gazı enjekte edilmektedir. Tedavi amaçlı en az 100cc/dakika en çok 1000 cc enjekte edilmelidir. Fizyolojik olarak oksijen, yağ ve şekerin oksijenle kırılması sonucu dokuda oluşan bir maddedir.

Tüm bu olumlu göstergelere rağmen; Amerikadaki tıbbi tedavileri onaylayan kuruluş olan “FDA” henüz karboksiterapinin selülit, cilt catlakları, göz altı morluklarının tedavisindeki etkinliğini ve güvenliğini onaylamamıştır. Yani, “deriye CO2 enjeksiyonu” bilimsel olarak test edilmemiştir. Uzun vadeli etkileri kesinlikle bilinmemektedir. CO2′ nin doğal bir madde olması nedeni ile zararsız olduğu fikri yanlıştır. CO2′ den dolayı zehirlenilebilir, yüksek dozlar ve uzun süre maruziyet ölümcül olabilir. CO2 tedavisinde gerekli hijyen koşulları sağlanmazsa enfeksiyon da bulaşabilir.
 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.